İçinde yaşadığımız uçsuz bucaksız evren nasıl
var oldu? Bu evrendeki denge, ahenk ve düzen nasıl ortaya
çıktı? Üzerinde yaşadığımız dünya, nasıl bizim yaşamımız
için bu denli uygun bir barınak olabildi?
İşte bu sorular, tarihin başından bu yana insanların
ilgisini çekmiştir. Akıl ve sağduyu ile bu soruları inceleyen
bilim adamlarının ya da düşünürlerin vardıkları sonuç ise
hep şu olmuştur: Evrendeki bu düzen ve tasarım, tüm evrene
hakim olan üstün bir Yaratıcı'nın varlığının ispatıdır.
Akıl yoluyla ulaşabildiğimiz bu sonuç, doğrunun
ta kendisidir. Allah, insanlara yol gösterici olarak 14
asır önce vahyetmiş olduğu Kuran'da, bu gerçeği insanlara
bildirir. Evreni yoktan yarattığını ve belirli bir amaca
göre düzenlediğini, evrendeki tüm sistem ve dengeleri insan
yaşamı için var ettiğini haber verir.
Allah bir ayetinde insanı bu gerçek üzerinde
düşünmeye şöyle çağırmaktadır:
Kuran'da haber verilen bu gerçek, modern astronominin
kurucusu olan pek çok saygın bilimadamı tarafından da kabul
edilmiştir. Galilei, Kepler, Newton gibi isimler, evrenin
yapısını, Güneş Sistemi'nin tasarımını, fiziğin kanun ve
dengelerini keşfettikçe, tüm bunların Allah tarafından yaratıldığını
anlamışlardır.

Materyalizm: 19. Yüzyıl Yanılgısı
Buraya kadar açıkladığımız yaratılış gerçeği,
tarihin eski çağlarından beridir, bir felsefi görüş tarafından
reddedilir. Bu felsefenin adı materyalizmdir, yani maddecilik.
İlk olarak Eski Yunan'da ortaya çıkan, sonra da farklı bazı
kültürler ya da kişiler tarafından zaman zaman savunulan
bu felsefe, maddenin sonsuzdan beri var olduğunu savunur.
Dolayısıyla evrenin de sonsuzdan beri geldiğini, yani Allah
tarafından yaratılmadığını iddia eder.
Materyalistler, evrenin sonsuzdan beri var
olduğunu savundukları gibi, evrende bir amaç ve tasarım
olmadığını da iddia ederler. Evrendeki tüm denge, ahenk
ve uyumun sadece tesadüflerin bir eseri olduğunu öne sürerler.
Bu "tesadüf" iddiası, daha sonra canlıların nasıl ortaya
çıktığı sorusu karşısında da kullanılmıştır. Evrim teorisi
ya da Darwinizm olarak bilinen iddia, işte materyalizmin
bu şekilde doğaya uyarlanmasından ibarettir.
Modern bilimin kurucularının evrenin Allah
tarafından yaratıldığına ve düzenlendiğine iman eden kişiler
olduğunu belirtmiştik. Ancak 19. yüzyılda bilim dünyasının
bu yapısında bir değişim olmuştur. Materyalizm, birtakım
çevreler tarafından kasıtlı olarak bilim dünyasının gündemine
getirilmiştir. 19. yüzyıldaki siyasi ve sosyal birtakım
şartlar materyalizme destek sağladığı için, bu felsefe bilim
dünyasında da yaygın bir kabul görmeye başlamıştır.
Ancak bilimsel bulgular, söz konusu materyalizm
yanılgısının ne kadar gerçek dışı olduğunu bugün ortaya
çıkarmış bulunmaktadır.

20. Yüzyıl Biliminin Sonuçları
Bilim, materyalist felsefeyi
geçersiz kılarken, evrenin Allah tarafından yaratıldığı
gerçeğini de ispatlamaktadır. Ünlü Newsweek dergisi
27 Temmuz 1998 sayısında bu konuyu "Bilim Allah'ı
Buluyor" başlığıyla kapak yapmıştı. |
Materyalizmin evren hakkında az önce belirttiğimiz
iki iddiasını hatırlayalım:
Evrenin sonsuzdan beri geldiği, yani yaratılmadığı
iddiası.
Evrende hiçbir tasarım, plan, amaç olmadığı,
herşeyin tesadüf ürünü olduğu iddiası.
İşte 19. yüzyıl materyalistlerinin, o dönemin
ilkel bilim düzeyi içinde büyük hararetle savundukları bu
iki iddia da, 20. yüzyıldaki bilimsel bulgular tarafından
yıkılmıştır.
Önce, evrenin sonsuzdan beri geldiği iddiası
tarihe karışmıştır. 1920'li yıllardan itibaren evrenin yapısı
hakkında elde edilen bilgiler, evrenin belirli bir zaman
önce bir "Büyük Patlama" (Big Bang) ile yoktan var
hale geldiğini ispatlamıştır. Yani evren sonsuz değildir,
Allah evreni yoktan yaratmıştır.
20. yüzyıl biliminin çökerttiği ikinci iddia
ise, "tesadüf" iddiasıdır. 1960'lı yıllardan itibaren yapılan
araştırmalar, evrendeki tüm fiziksel dengelerin insan yaşamı
için çok hassas bir biçimde ayarlandığını ortaya koymaktadır.
Araştırmalar derinleştirildikçe, evrendeki fizik, kimya
ve biyoloji kanunlarının, yerçekimi, elektromanyetizma gibi
temel kuvvetlerin, atomların ve elementlerin yapılarının
tümünün, insanın yaşamı için tam olmaları gereken şekilde
düzenlendikleri birer birer bulunmuştur. Batılı bilim adamları
bugün bu olağanüstü tasarıma "İnsani İlke" (Anthropic
Principle) adını vermektedirler. Yani evrendeki her
ayrıntı, insan yaşamını gözeten bir amaçla tasarlanmıştır.
Kısacası günümüzde materyalizm bilimsel olarak
çökertilmiş durumdadır. 19. yüzyılda bilimsellik adına ortaya
çıkmış, ama kısa zamanda büyük bir hezimete uğramıştır.
Böyle olması da doğaldır. Çünkü, Allah'ın "Biz
gökyüzünü, yeryüzünü ve ikisi arasında bulunan şeyleri batıl
olarak yaratmadık. Bu, inkâr edenlerin zannıdır" ifadesiyle
belirttiği gibi (Sad Suresi, 27), evrenin "batıl",
yani boşu boşuna ve amaçsız olarak yaratıldığı düşüncesi,
gerçek dışı bir zandan ibarettir. Bu zanna dayanan her türlü
iddianın ise gerçekler karşısında iflas etmesi kaçınılmazdır.
Bu kitapta bu gerçeklerin delillerini birlikte
inceleyeceğiz. Materyalizmin bilim karşısındaki çöküşünü
görecek ve evrenin Allah tarafından ne kadar üstün ve kusursuz
bir yaratılışla yaratıldığına şahit olacağız.